ABD’de Şirket Kârları Rekor Seviyeye Çıktı

Yayınlama: 28.08.2026 15:29:00 Güncelleme: 28.08.2026 15:30:22

ABD’de şirketlerin vergi öncesi kârları ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış 4,8 trilyon dolara ulaşırken, milli gelir içindeki payı yüzde 18 ile rekor kırdı.

ABD’de Şirket Kârları Rekor Seviyeye Çıktı

ABD’de şirket kârlarının milli gelirden aldığı pay tarihi seviyelere yükselirken, çalışanların maaş ve yan haklardan elde ettiği pay geriledi.

Financial Times’ın ABD Ekonomik Analiz Bürosu (BEA) verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre şirketlerin vergi öncesi kârları ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış 4,8 trilyon dolara ulaştı.

Şirket kârlarının milli gelir içindeki payı yüzde 18’e çıkarak İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en yüksek seviyesini kaydetti.

Çalışanların milli gelirden aldığı pay yüzde 60’a geriledi

Aynı dönemde çalışanların maaş ve yan haklardan elde ettiği payın milli gelir içindeki oranı yüzde 60’a düştü.

JPMorgan ekonomisti Abiel Reinhart, gelirin giderek daha büyük bir bölümünün şirketlerin kâr marjlarına kaydığına dikkat çekti.

Temmuz ayında reel saatlik kazançların yıllık bazda yüzde 0,2 gerilemesi de çalışanların gelir görünümündeki zayıflığa işaret etti. Enflasyonun ücret artışlarının önüne geçmesiyle sermaye sahipleri ile gelirini ağırlıklı olarak maaştan elde eden kesimler arasındaki ekonomik ayrışma belirginleşti.

Yapay zekâ ve enerji fiyatlarının etkisi

Yapay zekâ alanındaki hızlı büyüme ve yükselen enerji fiyatlarının etkisiyle hisse senedi piyasalarında görülen rekor seviyeler yatırım hesaplarına katkı sağlarken, gelir dağılımına ilişkin tartışmalar da devam ediyor.

Groundwork Collaborative Başkan Yardımcısı Elizabeth Pancotti, ABD’de pasif yatırım geliri elde edenlerle günlük çalışan kesimler açısından iki farklı ekonomik görünüm oluştuğunu ifade etti.

Donald Trump yönetiminin şirketlere ve yüksek gelir gruplarına yönelik vergi indirimleri ile sosyal yardım kesintileri de kamuoyundaki ekonomik tartışmaların gündemindeki başlıklar arasında bulunuyor.

Uzmanlar, sendikalaşma oranlarındaki düşüş ve dış kaynak kullanımı gibi yapısal faktörlerin çalışanların pazarlık gücünü azalttığını, şirket kârları ile çalışanların gelirleri arasındaki ayrışmanın siyasi ve sosyal etkilerinin yakından izleneceğini belirtiyor.