Küresel Ekonomi 2026’da Hangi Risklerle Karşı Karşıya?
Küresel ekonomi, tarife savaşları, yüksek enflasyon, rekor borç seviyeleri ve yapay zeka kaynaklı belirsizliklerle 2026’ya riskli bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor.
Küresel ekonomi, geride bırakılan yılda yaşanan jeopolitik gerilimler, tarife savaşları, yüksek enflasyon, artan borç yükü ve yapay zeka yatırımlarındaki hızlı yükselişin ardından 2026’nın risklerine odaklanmış durumda.
Yatırımcılar beklentilere göre pozisyon alırken, uzmanlar 2025’e damga vuran krizlerin etkilerinin 2026’da da süreceğine işaret ediyor. Özellikle yapay zeka alanındaki hızlı değer artışının bir balon yaratabileceği yönündeki endişeler giderek artıyor.
Küresel büyümede yavaşlama beklentisi
Dünyanın en gelişmiş 38 ekonomisini bünyesinde barındıran Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tahminlerine göre, küresel büyüme oranının 2026’da yüzde 3,2’den yüzde 2,9’a gerilemesi bekleniyor.
Bu tablo, küresel ekonomide ılımlı ancak yaygın bir yavaşlamaya işaret ediyor.
ABD-Çin tarife gerilimi sürüyor
2025 yılında ABD’nin ortalama gümrük vergisi oranı yüzde 2,5’ten 17,9’a yükselerek 1934’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Analistlere göre, gümrük vergilerinin küresel ticareti yeniden şekillendirmesi 2026’da da devam edecek.
Ekim ayında ilan edilen 12 aylık ateşkese rağmen, ABD ve Çin arasında yeni ticaret gerilimlerinin yaşanabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, savunma teknolojileri, yapay zeka, kuantum hesaplama ve robotik gibi stratejik alanlarda rekabetin artacağına dikkat çekiyor.
Çin kaynaklı dengesizlikler
Analistler, Çin ekonomisinin 2026’da yüzde 5 civarında büyüyebileceğini öngörse de demografik yaşlanma, sanayide aşırı kapasite ve zayıf iç talep gibi yapısal sorunların sürdüğünü vurguluyor. Çin yönetiminin iç tüketimi canlandırma ve emlak sektörünü toparlama adımlarına rağmen, arz odaklı büyüme modelinin küresel ticarette dengesizlik yaratmaya devam edeceği belirtiliyor.
Enflasyon ve borç baskısı
Küresel gerilimlerin gölgesinde ABD ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede enflasyon yüksek seyrini koruyor. Artan ticaret engelleri ve tedarik zinciri sorunlarının 2026’da da enflasyonu besleyebileceği ifade ediliyor. Bu durumun merkez bankalarını faiz artışı ile büyümeyi destekleme arasında zor bir tercih yapmaya itebileceği belirtiliyor.
Yüksek faiz ortamının ise borç seviyesi yüksek ülkelerde büyümeyi baskılayarak mali riskleri artırabileceği uyarısı yapılıyor. Fransa ve bazı Avrupa Birliği ülkelerinin bu süreçte daha kırılgan olduğu değerlendiriliyor.
Yapay zeka balonu riski
2025’e damga vuran yapay zeka yatırımlarının 2026’da da sürmesi bekleniyor. ABD’li büyük teknoloji şirketleri, veri merkezleri ve altyapı yatırımları için yüz milyarlarca dolarlık harcama planlıyor. Ancak yatırımcılar, yüksek değerlemelerin ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda temkinli. Bazı uzmanlar yapay zekanın balon riski taşıdığı görüşünü savunurken, bazıları ise bunun uzun vadeli yapısal bir dönüşüm olduğunu ve benimsenmenin devam edeceğini öngörüyor.
Olası bir yapay zeka balonunun patlaması ve yatırımların hızla düşmesi durumunda, ABD ekonomisinin ciddi bir darbe alabileceği, bunun da küresel büyümeyi yavaşlatarak dünya ekonomisini durgunluğa sürükleyebileceği ihtimali güçlü bir risk unsuru olarak öne çıkıyor.