Küresel Fonların Hisse Senedi Yatırımları Rekor Seviyeye Çıktı

Yayınlama: 19.05.2026 12:02:00 Güncelleme: 19.05.2026 12:10:14

BofA anketine göre küresel fon yöneticileri mayıs ayında hisse senedi yatırımlarını rekor seviyede artırırken, portföylerdeki nakit oranı geriledi.

Küresel Fonların Hisse Senedi Yatırımları Rekor Seviyeye Çıktı

Bank of America tarafından yayımlanan aylık ankete göre küresel fon yöneticileri, mayıs ayında hisse senedi yatırımlarını rekor seviyede artırdı. Güçlü şirket bilançoları ve Fed’in faiz indirimi beklentileri piyasalardaki risk iştahını destekledi.

Hisse senedi yatırımları öne çıktı

Anket sonuçlarına göre, portföylerinde hisse senedi ağırlığını artıran fon yöneticilerinin oranı bir önceki aydaki yüzde 13 seviyesinden yüzde 50’ye yükseldi.

8-14 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen ankete toplam 517 milyar dolarlık varlığı yöneten 200 yatırımcı katıldı.

Aynı dönemde ortalama nakit seviyeleri yüzde 4,3’ten yüzde 3,9’a geriledi.

Ekonomik büyümenin hız kesmeden devam edeceğini düşünenlerin oranı yüzde 39 olurken, ekonomide ani daralma bekleyenlerin oranı yüzde 4 seviyesinde ölçüldü.

Enflasyon ve petrol fiyatları yakından izleniyor

Küresel tahvil piyasalarını baskılayan jeopolitik gelişmeler ve petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde seyretmesine rağmen hisse senedi yatırımlarındaki güçlü görünüm dikkat çekti.

Ankete katılan yatırımcıların yüzde 66’sı, Hürmüz Boğazı’ndaki darboğazın önümüzdeki birkaç ay içinde çözüleceğini öngördü.

Öte yandan katılımcıların yüzde 40’ı ikinci bir enflasyon dalgasını piyasalar açısından en büyük risk olarak değerlendirdi.

Tahvil getirilerinde beklentiler ayrıştı

ABD Hazine tahvili getirilerine ilişkin beklentilerde ise ayrışma görüldü.

Yatırımcıların yüzde 62’si, halen yüzde 5,14 seviyesinde bulunan 30 yıllık ABD Hazine tahvili getirilerinin yüzde 6 seviyesine ulaşabileceğini öngördü.

Katılımcıların yüzde 20’si ise uzun vadeli tahvil getirilerinde yüzde 4 seviyesini hedefledi.

Anket verileri, fon yöneticilerinin enflasyon ve jeopolitik risklere rağmen hisse senedi piyasalarındaki büyüme odaklı görünümü koruduğunu ortaya koydu.