Makine İhracatı İki Ayda 4 Milyar Doları Aştı

Yayınlama: 26.03.2026 13:35:00 Güncelleme: 26.03.2026 13:49:18

Türkiye’nin makine ihracatı yılın ilk iki ayında 4,4 milyar dolara ulaşırken, miktar düşüşüne rağmen birim fiyat artışıyla değer bazında yükseliş kaydedildi.

Makine İhracatı İki Ayda 4 Milyar Doları Aştı

Türkiye’nin makine ihracatı yılın ilk iki ayında 4,4 milyar dolara ulaştı.

Makine İhracatçıları Birliği verilerine göre, miktar bazında ihracat yüzde 10,6 gerilerken, kilogram başına ortalama ihracat fiyatındaki yüzde 16,9’luk artış sayesinde değer bazında yüzde 4,5 yükseliş sağlandı. Yıllıklandırılmış ihracat ise yüzde 2,6 artışla 28,9 milyar dolara çıktı.

İki aylık dönemde Almanya’ya ihracat yüzde 14,9 artışla 561 milyon dolara, ABD’ye yapılan ihracat ise yüzde 57,6 artışla 370 milyon dolara ulaştı. İtalya’ya ihracat yüzde 16,4 artış göstererek aylık ortalama 100 milyon dolar seviyesini aştı. Buna karşılık Rusya’ya ihracatta yüzde 32’ye, Irak’a ihracatta yüzde 44’e yakın düşüş yaşandı.

İçten yanmalı motor ve aksamı ihracatı yüzde 11,2’lik artışla 439 milyon dolar ile ilk sırada yer aldı. Bu dönemde 291 milyon dolar tutarında inşaat ve madencilik makinesi ile 249 milyon dolar tutarında pompa ve kompresör ihracatı gerçekleştirildi. Türbin, turbojet ve hidrolik sistemler ihracatı yüzde 40,7 ile en yüksek artışı kaydetti.

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Dünyadaki enerji şoklarını makine talebini büsbütün daraltacak bir faktör olarak değil, pandemiden bu yana teknolojik kabiliyetlerini ve değerlerini hayli yükselttiğimiz yeni makinelerimize rağbet gördürecek bir fırsat olarak karşılıyoruz” dedi.

Karavelioğlu, küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Dünyada enerji ve lojistik maliyetlerindeki artışın kestirilemez hale gelmesi; mevcut siparişlerin erken veya ertelenerek teslimi gibi kısa vadeli tedbirlerin ötesinde, yatırım planlarının takvimini doğrudan etkileyen bir faktör oluşturuyor. Küresel enflasyon beklentilerindeki yükseliş, merkez bankalarının para politikalarında temkinli davranışlara ve yatırım fonlarında sıkılaşmaya yol açabilecek yeni bir risk alanı doğuruyor. Avrupa Komisyonu küresel ekonomide artan belirsizlik ve enerji fiyatlarındaki oynaklığın Avrupa ekonomisine stagflasyonist etkilerinin olabileceğine dikkat çekiyor.

Ana pazarımızda dile getirilen kaygıları yakından takip etmekle birlikte; enerji verimliliği, endüstriyel otomasyon ve proses modernizasyonu gibi alanlara olan talebin henüz hız kesmediğini gözlemliyoruz. Avrupa Birliği’nin devreye aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması da sürdürülebilir üretim teknolojilerine dönüşümü hızlandırıyor. Dolayısıyla enerji şoklarını makine talebini büsbütün daraltacak bir faktör olarak değil, pandemiden bu yana teknolojik kabiliyetlerini ve değerlerini hayli yükselttiğimiz yeni makinelerimize rağbet gördürecek bir fırsat olarak karşılıyoruz.”

Savunma sanayii yatırımlarına ilişkin ise Karavelioğlu şunları söyledi:

“Avrupa ülkelerinin son yıllarda savunma sanayii ithalatını büyük ölçüde artırarak küresel ölçekte en büyük alıcı konumuna yükselmesi, Birliğin güvenlik mimarisinin köklü biçimde değiştiğini gösteriyor.

Savunma sanayii yatırımlarındaki bu genişleme makine sektörü açısından dolaylı ama güçlü bir talep kanalı demek. Çünkü savunma sanayii üretimi; takım tezgâhlarından kaynak, döküm, ısıl işlem, kaplama ve istifleme tesislerine, kauçuk, plastik ve kompozit bileşenlerden test ve ölçüm laboratuvarlarına kadar geniş bir malzeme, makine ve mühendislik ekosistemine dayanıyor.”