Morgan, Fed Faiz İndirim Beklentilerini Değiştirdi
Fed’in mart toplantısı sonrası Morgan Stanley, faiz indirimi beklentisini Haziran’dan Eylül’e çekti. Küresel belirsizlik vurgusu öne çıktı.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) mart toplantısından çıkan mesajlar, piyasalarda faiz indirimi beklentilerinin yeniden şekillenmesine neden oldu.
Fed’in faizleri sabit tutması ve şahin tonunu koruması sonrası büyük kurumlar tahminlerini güncelledi.
Morgan Stanley tahminini erteledi
Morgan Stanley, Fed’den beklediği ilk faiz indirimi tahminini Haziran ayından Eylül ayına öteledi.
Böylece banka, Goldman Sachs başta olmak üzere diğer büyük kurumların izinden giderek gevşeme beklentisini ileri tarihe taşımış oldu.
Belirsizlik vurgusu öne çıktı
Revizyonun temel gerekçesi olarak Fed’in Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin artan “belirsizlik” vurgusu gösterildi.
Fed yetkilileri, bölgedeki çatışmaların ekonomik etkilerinin henüz netleşmediğini belirtti.
Faiz sabit, mesajlar şahin
Fed, politika faizini yüzde 3,50 – yüzde 3,75 aralığında sabit tuttu. Karar 1’e karşı 11 oyla alındı.
Stephen Miran, çeyrek puanlık faiz indirimi çağrısında bulunarak karara muhalefet etti.
Açıklama metninde iş gücü piyasasına ilişkin önceki “istikrar” vurgusunun kaldırılması dikkat çekti.
Powell: “Henüz çok erken”
Fed Başkanı Jerome Powell, çatışmaların ekonomi üzerindeki etkisine ilişkin belirsizliğe dikkat çekti.
Powell, “Etkilerin kapsamını ve süresini bilmek için henüz çok erken” değerlendirmesinde bulundu.
Ayrıca faiz indirimi için enflasyonda daha net bir düşüş görülmesi gerektiğini vurguladı.
Enflasyon tahminleri yükseldi
Fed’in yayımladığı ekonomik projeksiyonlarda enflasyon beklentileri yukarı yönlü revize edildi.
2026 yılı için enflasyon tahmini yüzde 2,4’ten yüzde 2,7’ye çıkarıldı. Çekirdek enflasyonun da yüzde 2,7 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Buna karşın Fed yetkilileri yıl içinde yalnızca bir faiz indirimi beklentisini korudu.
Analistlere göre Fed’in mesajları, kısa vadede faiz indirimi ihtimalinin zayıfladığını gösteriyor. Bu durum, küresel piyasalarda risk iştahını sınırlarken dolar ve tahvil faizlerinde yukarı yönlü baskıyı destekliyor.