İsveç Euro’ya Geçişi Yeniden Gündemine Aldı

Yayınlama: 16.02.2026 15:00:00 Güncelleme: 16.02.2026 15:09:05

Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen kronu kullanmayı sürdüren İsveç, artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle Euro’ya geçiş seçeneğini yeniden değerlendirmeye başladı. Olası süreçte referandum ve en az dört yıllık geçiş takvimi öne çıkıyor.

İsveç Euro’ya Geçişi Yeniden Gündemine Aldı

İsveç, yaklaşık 30 yıldır mesafeli durduğu euroya geçiş konusunu yeniden değerlendirmeye aldı. Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen ulusal para birimi kronu kullanmayı sürdüren ülke, değişen küresel dengeler ışığında para politikasını gözden geçiriyor.

İsveç, 1995’te Avrupa Birliği’ne katıldı ve gerekli kriterleri sağladığında euroya geçmeyi hukuken kabul etti. Ancak 1999’da euro yürürlüğe girdikten sonra ülke kronu kullanmaya devam etti.

2003 yılında yapılan referandumda seçmenlerin yaklaşık yüzde 56’sı euroya geçişe karşı oy kullandı. Bu sonuç, sonraki hükümetlerin de temkinli bir politika izlemesine neden oldu.

Bugün İsveç, AB üyesi olup euro kullanmayan az sayıdaki ülkeden biri konumunda bulunuyor.

Jeopolitik gelişmeler tartışmayı hızlandırdı

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası güvenlik politikalarında değişime giden İsveç, NATO üyeliği sürecini başlatmıştı. Küresel güç dengelerindeki değişim ve ekonomik belirsizlikler, ülkenin daha güçlü bir ekonomik blok içinde yer alma isteğini artırdı.

Uzmanlara göre küçük ve bağımsız para birimleri küresel kriz dönemlerinde daha kırılgan hale gelebiliyor. Bu durum euroya geçiş tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Ticaret ve entegrasyon avantajı

İsveç’in dış ticaretinin yüzde 60’tan fazlası Avrupa Birliği ülkeleriyle yapılıyor. Ortak para birimine geçiş, döviz kuru riskini ortadan kaldırarak ticareti daha öngörülebilir hale getirebilir.

Ekonomistler, euro kullanımının İsveç’in Avrupa ekonomisiyle entegrasyonunu güçlendirebileceğini ve maliyetleri azaltabileceğini belirtiyor.

En büyük soru: Para politikası kontrolü

Euroya geçişin en önemli dezavantajı ise bağımsız para politikasının kaybedilmesi olacak. Bu durumda faiz oranları Avrupa Merkez Bankası tarafından belirlenecek.

Mevcut sistemde kronun değer kaybı ihracatı destekleyici bir unsur olarak görülüyor. Bu esneklik, kriz dönemlerinde İsveç ekonomisine avantaj sağlayabiliyor.

Borç oranı tartışması

Euro Bölgesi’nin kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 80’in üzerinde bulunurken, İsveç’te bu oran yaklaşık yüzde 33 seviyesinde. Bazı siyasetçiler, euroya geçişin ülkeyi daha yüksek borç risklerine maruz bırakabileceğini savunuyor.

Süreç en az dört yıl sürebilir

İsveç’in euroya geçebilmesi için Avrupa Birliği’nin kur mekanizması ERM II’ye katılması ve kronun en az iki yıl boyunca istikrarlı seyretmesi gerekiyor. Uzmanlara göre tüm süreç en az dört yıl alabilir.

Kamuoyu ve siyasi partiler arasında görüş ayrılıkları sürerken, olası bir geçiş için yeni bir referandum yapılması ihtimali de gündemde.

İsveç’in alacağı kararın, hem Avrupa Birliği’nin ekonomik yapısı hem de ortak para biriminin küresel konumu açısından kritik sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.