Piyasa ABD-İsrail ve İran Savaşını Nasıl Fiyatlıyor?

Yayınlama: 08.04.2026 14:57:00 Güncelleme: 08.04.2026 15:02:53

Cenevre’deki temasların ardından bir sonraki rota olarak Viyana işaret edildi ancak görüşmeler sürerken 28 Şubat sabahı İsrail’in İran’a saldırıları ile uyandık. Savaşta artık birinci ayı tamamlıyoruz; bu süreçte Trump’tan gelen karışık mesajlar, piyasada yönümüzü bulabilmek adına uzman görüşlerinin kıymetini anlamamıza bir kez daha vesile oldu.

Piyasa ABD-İsrail ve İran Savaşını Nasıl Fiyatlıyor?

Trump’ın İran’a Hürmüz’ün açılması için 48 saatlik verdiği süre dolmadan kararından vazgeçmesi piyasa tarafından pozitif algılandı.

Kripto Para Uzmanı Ozan Kara; “Trump’ın İran hamlesi, piyasaya ihtiyaç duyduğu oksijeni sağlamış ve Bitcoin’i 70.000 dolar eşiğinin üzerine taşımıştır. Ancak bu iyimserliğin kalıcı olup olmayacağı, önümüzdeki beş gün içinde Washington ve Tahran hattından gelecek somut adımlara bağlı. Makroekonomik düzlemde Fed’in “yüksek faiz, düşük indirim” stratejisi piyasa üzerinde bir baskı unsuru olmaya devam etse de, kurumsal tarafın BlackRock ve Fidelity üzerinden yaptığı yüklü alımlar Bitcoin için güçlü bir zemin oluşturuyor. Teknik olarak Bitcoin’in 69.000 doları destek yapması ve Ethereum’un 2.000 dolar üzerinde kalması, Mart ayının sonundaki devasa opsiyon vadesi öncesinde bir “baz inşa süreci” olarak görülmelidir. Destek noktalarının çok dar olması ve fiyatın tarihi dip seviyelerde olması alım için acele etmeden fiyatın stabilize olmasını beklemek gerek diye düşünüyorum. Savaş bulutları dağıldığında ve Fed’in faiz inadı, siyasi baskılar veya ekonomik verilerle kırılmaya başladığında, Bitcoin’in üretim maliyetinin (88.000 dolar) çok üzerine çıkacak bir “yakalama rallisi” yapma potansiyeli oldukça yüksek. Bu süreçte yatırımcının yapması gereken; anlık manşetlerin yarattığı gürültüye kapılmadan, sağlam destek seviyelerini takip etmek ve portföyünü kurumsal ilginin yoğunlaştığı varlıklarla dengelemektir.” dedi. 

BTC-Altın korelasyonunda düşüş!

BTC ve altın arasındaki korelasyon 2022’nin Kasım ayından bu yana görülen en düşük seviyeye 0.88’e indi. Kara’nın son tabloya dair yorumu ise şöyle; “Bitcoin ve altın arasındaki korelasyonun tarihi düşük seviyelere gerilemesi, aslında piyasada çok sık rastladığımız bir “trend yanılsamasını” beraberinde getiriyor; yatırımcılar bu iki varlığın her zaman el ele yürümesini beklese de bugün getiri bazlı bakıldığında korelasyonun 0.24 gibi zayıf bir seviyeye inmiş olması, aradaki organik bağın koptuğunu kanıtlıyor. Bu ayrışma bize, altının daha çok fiziksel bir “jeopolitik sigorta” olarak fiyatlandığı, Bitcoin’in ise küresel likidite döngülerine duyarlı bir “likidite süngeri” gibi hareket ettiği yeni bir dönemin sinyalini veriyor. Artık ortak makro itici güçlerin her iki varlığı aynı anda yönetmediğini, Bitcoin’in kurumsal ETF girişleri ve stratejik rezerv olma yolundaki adımlarıyla kendi bağımsız teknik dinamiklerini oluşturduğunu görüyoruz. Mevcut durum, Bitcoin’in altının gölgesinden çıkarak olgunlaşan bir varlık sınıfı haline geldiğinin ve piyasadaki risk algısı değiştikçe altına kıyasla daha agresif bir “yakalama rallisi” yapabileceğinin en net göstergesidir. Bu nedenle, korelasyondaki bu düşüşü bir zayıflık değil, aksine Bitcoin’in geleneksel finans sisteminden ayrışarak kendi değer saklama hikâyesini yazdığı bir dönüm noktası olarak okumalıyız.”

Kara, “Nisan ayı, Mart ayındaki jeopolitik çalkantıların ardından piyasanın “yön arayışından” çıkıp kurumsal bir zemine oturduğu gerçek bir “olgunluk testi” olacak” dedi ve ekledi; “Ajandamızın ilk sırasında 3 Nisan’daki istihdam ve 10 Nisan’daki enflasyon (CPI) verileri var; bu veriler Fed’in 28-29 Nisan’daki toplantısında alacağı faiz kararının temelini oluşturacak. Yasama tarafında CLARITY Yasası’nın Nisan’ın ikinci yarısında beklenen komite oylaması, stablecoin ekosisteminin bankacılık sistemiyle olan rekabetinde belirleyici bir viraj olacak. Ayrıca 15 Nisan Vergi Günü ile birlikte ilk kez zorunlu olan 1099-DA formlarının yaratacağı karmaşa, yatırımcıların vergi ödemeleri için nakde geçmesiyle piyasada geçici bir likidite daralmasına yol açabilir. Ayın sonuna doğru gerçekleşecek Paris Blockchain Week ve Las Vegas’taki dev Bitcoin 2026 konferansı, özellikle bir SEC Başkanı’nın ilk kez bu kürsüde konuşacak olmasıyla kurumsal iştahı tekrar zirveye taşıyabilir. Wormhole gibi büyük çaplı token kilit açılışları ve fon rotasyonları da eklenince, Nisan ayını volatilite ile stratejik fırsatların iç içe geçtiği bir süreç olarak okumalıyız.”

Yatırımcı nelere dikkat etmeli?

Kara: "Risklerin çeşitlendiği bu dönemde yatırımcılar için en kritik kural, Bitcoin ve altın arasındaki korelasyonun koptuğu bu yeni piyasa rejiminde varlıkların rollerini doğru tanımlamaktır. Bitcoin şu an bir “güvenli liman” olmaktan ziyade küresel likidite değişimlerine tepki veren bir “likidite süngeri” gibi hareket ettiği için, Fed’in şahin duruşu ve yüksek enerji fiyatlarının yarattığı enflasyon baskısı en büyük makro risk olarak karşımıza çıkıyor. Nisan ayındaki ABD vergi dönemi ve 1099-DA formlarındaki gecikmelerin yaratacağı olası nakit ihtiyacı, piyasada kısa vadeli bir satış baskısı oluşturabilir; bu yüzden portföyde mutlaka bir miktar nakit bulundurulmalıdır. Düzenleyici tarafta ise CLARITY Yasası ile stablecoin getirilerine gelebilecek yasaklar gibi temel değişimleri yakından izlemek, kurumsal stratejileri anlamak açısından hayati önem taşıyor. Teknik açıdan Bitcoin’de 69.000 dolar ve Ethereum’da 2.000 dolar seviyeleri kritik destek eşikleridir; bu seviyeler üzerinde kalındığı sürece panik yapılmamalı ancak yüksek kaldıraçlı işlemlerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Son olarak, Mart sonundaki dev opsiyon vadesi gibi dönemsel volatilite tuzaklarına karşı dikkatli olup, kurumsal ETF girişleri gibi uzun vadeli güven sinyallerine odaklanmak en sağlıklı stratejidir.