Tahran-Washington hattında derinleşen jeopolitik gerilim,enerji piyasalarında dalgalanmayı artırırken etkisini artık yalnızca petrolde değil, emtia zincirinin daha geniş halkalarında da hissettiriyor.
Hürmüz Boğazı’nda fiilen duran petrol akışı ve ABD’nin deniz ablukasıyla şekillenen belirsizlik ortamı, Brent fiyatlarını 100 dolar bandında tutuyor.
Enerji piyasasındaki bu sert dalga, tekstil hammaddelerinde de dengeleri değiştirdi. İki yıl aradan sonra hedge fonları yeniden pamuk piyasasına yönelirken, artan enerji maliyetleri sentetik elyafları pahalı hale getirdi. Polyester ve naylon gibi petrol türevli ürünlerde maliyet artışı, doğal lif olan pamuğa talebi güçlendirdi.
Pamuk vadeli işlemleri pound başına 80 sentin üzerine çıkarak Mayıs 2024’ten bu yana en yüksek seviyeyi test etti. Aylık bazda fiyat artışı yüzde 20’yi aştı. ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu verileri, uzun pozisyonların iki yıldır ilk kez kısa pozisyonları geçmesiyle piyasa algısında belirgin bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor. Jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte emtia piyasalarında finansal yatırımcı ilgisi de güçlendi. Nisan başına kadar olan beş haftalık dönemde, yönetilen para pozisyonları yüzde 78 artarak 1,9 milyon kontrata ulaştı.
Üretim tarafındaki sıkıntılar da fiyatları destekliyor. ABD’nin ana üretim bölgelerinden Teksas’ta kuraklık devam ederken artan gübre maliyetleri ekim kararlarını zorluyor. Buna karşılık Brezilya’nın Mart ayında gerçekleştirdiği 347 bin tonluk rekor ihracat, küresel dengede kısmi dengeleyici unsur olarak öne çıkıyor.
Analistler, 2026-27 sezonunda küresel pamukta arz açığı oluşabileceğini ve petrol fiyatları gerilese bile pamuk fiyatlarının görece yüksek kalabileceğini belirtiyor. ABD’de kuraklık ve ekim alanlarındaki daralma üretim görünümünü baskılıyor. Zira, azotlu gübre üretiminde kullanılan doğalgaz fiyatlarının yükselmesi, tarımsal üretim maliyetlerini yukarı çekiyor. Bu durum, pamukta arz tarafındaki kırılganlığı daha da artırıyor.
Hürmüz gerilimi ve petrol piyasasındaki belirsizlik, pamukta yalnızca maliyet değil, aynı zamanda talep yönlü bir destek yaratıyor. Sentetik elyaf üretiminin petrol fiyatlarına doğrudan bağlı olması nedeniyle, enerji pahalılaştıkça tekstil üreticileri pamuk gibi doğal liflere yöneliyor.
Bu dönüşüm, pamuk piyasasında çift yönlü bir etki yaratıyor: Bir yandan maliyet baskısı arzı zorlarken, diğer yandan ikame etkisi talebi artırıyor. Böylece fiyatlar hem üretim hem tüketim kanalından destek buluyor.
Pamuk fiyatlarındaki yükseliş, tekstil değer zincirine hızla yansıyor. İplik ve kumaş üreticileri artan hammadde maliyetleriyle karşı karşıya kalırken, hazır giyim sektöründe fiyat revizyonları gündeme geliyor. Küresel perakende tarafında ise maliyetlerin tüketici fiyatlarına geçişi tartışılıyor.
2025/26 sezonunda küresel pamuk üretiminin 121,9 milyon balyaya, tüketimin ise 119,1 milyon balyaya ulaşması bekleniyor. Küresel ticaretin 43,7 milyon balyaya gerilemesi öngörülürken stokların 77 milyon balyaya yükselmesi dikkat çekiyor.
Türkiye’de ise üretim 665 bin ton seviyesinde kalırken, tüketim 1 milyon 481 bin ton olarak tahmin ediliyor. 980 bin tonluk ithalat ihtiyacı, Türkiye’nin pamukta dışa bağımlılığının sürdüğünü ve küresel fiyat hareketlerine yüksek hassasiyetini koruduğunu ortaya koyuyor.