2025 yılı boyunca yüksek faiz ortamı, enflasyon muhasebesinin yarattığı etkiler, artan finansman maliyetleri ve zayıflayan talep dinamikleri birçok şirketin bilançosunda baskı yaratmaya devam etti. Aksayan iş kolları, geciken teslimatlar ve konjonktürün yarattığı baskı, ciro tarafında belirli bir devamlılık sağlansa da kârlılığın aynı ölçüde korunamamasına neden oldu. Bu çerçevede finansal tablolar açısından dengeli ve güçlü bir yıldan bahsetmek zor.
Şirket finansallarına baktığımızda borçluluğun arttığı, enflasyon muhasebesi kaynaklı vergi baskısının öne çıktığı ve özkaynak tarafındaki zayıflamanın sürdüğü bir tablo dikkat çekiyor. Hasılat tarafındaki sınırlı büyümeye rağmen kârlılığın korunamaması ve özellikle net kâr ile FAVÖK marjlarında görülen daralma, bu sürecin genele yayıldığını gösteriyor.
Buna karşın, 2025’in son çeyreğinde finansman maliyetlerini yönetebilen, operasyonel verimliliğini koruyan ve kârlılık üretmeye devam eden şirketlerin belirgin şekilde ayrıştığı görülüyor. Mevcut konjonktür bu baskının bir süre daha devam edebileceğine işaret etse de, bu şirketler mevcut koşullara rağmen pozitif ayrışmayı başarmış durumda.
Bu tablo, Borsa İstanbul’da fiyatlamaların artık sektör dinamiklerinden ziyade doğrudan iş modeli kalitesi üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Aynı makro koşullar altında faaliyet gösteren şirketler dahi, gelir yapısı, ölçeklenebilirlik ve marj karakterine bağlı olarak belirgin şekilde farklı performans sergiliyor. Bu yazıda bir yönlendirme amacı taşımadan, ana sektörler ve büyük ölçekli şirketler dışında kalan, 2025’in son çeyreğinde finansal olarak öne çıkan şirketleri; iş modelleri ve taşıdıkları hikâyeler üzerinden ele alıyoruz.
Hitit Bilgisayar, havacılık sektörüne yönelik geliştirdiği yazılım çözümleri ile fiziksel büyümeye bağlı olmayan bir gelir modeli sunarken, tekrar eden gelir yapısı ve yüksek katma değerli ürün portföyü ile öne çıkıyor. Gelirlerinin yaklaşık %62’sini yurt dışı kaynaklı elde eden ve global ölçekte havayolu müşterilerine hizmet veren şirket, döviz bazlı yapısı ve ölçeklenebilir iş modeliyle klasik hizmet sağlayıcılarından ayrışıyor.
Gür-Sel Turizm tarafında hikâye, geniş kontrat ağ ve operasyonel ölçek üzerinden ilerliyor. Personel taşımacılığı alanında sağlanan düzenli nakit akışı finansallara öngörülebilirlik kazandırırken, iş modelinin doğası gereği maliyet tarafına hassas bir yapı öne çıkıyor.
Çelebi Hava Servisi, artan yurt dışı operasyonlarının etkisiyle döviz bazlı gelir üretim kapasitesini güçlendiren bir yapı sunuyor. Gelirlerinin yaklaşık %45’ini yurt dışı faaliyetlerden elde eden şirket, Hindistan, Macaristan ve Almanya başta olmak üzere farklı coğrafyalardaki operasyonlarıyla hem operasyonel kaldıraç hem de coğrafi çeşitlilik açısından öne çıkıyor.
Kron Teknoloji, siber güvenlik ve erişim yönetimi alanında geliştirdiği çözümlerle yüksek katma değerli bir iş modeli ortaya koyarken, proje bazlı gelir yapısı nedeniyle dönemsel dalgalanmalar sergileyebiliyor. Genişleyen uluslararası müşteri ağı, şirketin büyüme potansiyelini destekleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
İndeks Bilgisayar tarafında güçlü tedarik zinciri ve geniş dağıtım ağı üzerinden yüksek hacimli bir yapı öne çıkarken, yüksek hacim odaklı iş modeli sayesinde operasyonel devamlılık sağlanıyor. Buna karşın düşük marj karakteri korunurken, şirketin performansı büyük ölçüde iç talep dinamiklerine bağlı kalmaya devam ediyor.

Fonet Bilgi Teknolojileri, sağlık bilişim sistemleri alanında kamu ağırlıklı projelerle faaliyet gösterirken, yüksek marjlı yazılım hizmetleri ile öne çıkıyor. Gelirlerinin büyük kısmını yurt içi pazardan elde eden şirketin büyüme dinamikleri, kamu projelerinin temposuna bağlı olarak şekilleniyor.
YEO Teknoloji ise enerji ve mühendislik projeleri üzerinden büyüyen, özellikle yenilenebilir enerji teması ile öne çıkan bir yapı sergiliyor. Gelirlerinin yaklaşık %51’ini yurt dışı projelerden elde eden şirket, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki faaliyetleriyle global büyüme hikâyesini desteklerken, proje bazlı iş modelinin getirdiği finansal oynaklık da dikkatle izlenmesi gereken bir unsur olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, bu tablo Borsa İstanbul’da artık ayrışmanın sektörler üzerinden değil, doğrudan şirketlerin iş modeli kalitesi ve gelir yapısı üzerinden gerçekleştiğini net şekilde ortaya koyuyor.
[post-76562]