Ocak 2026’da küresel piyasalar, beklenmedik bir jeopolitik kırılganlık noktasıyla karşılaştı: ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı siyasi bir pazarlık unsuru olarak kullanması ve buna bağlı olarak Avrupa’ya yönelik tarife tehditleri küresel ekonomi gündemine damgasını vurdu. Bu durum, NATO müttefikleri arasındaki siyasi dayanışmayı sorgularken, risk primlerini de yukarı çekti. Trump yönetimi, Grönland’ın stratejik konumu ve potansiyel enerji kaynakları üzerinden diplomatik baskı kurmak için Avrupa karşısında taviz istemeye çalıştı. ABD, Danimarka ve diğer sekiz Avrupa ülkesine 1 Şubat’tan itibaren %10 gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunurken; bu oranın Haziran 2026’da %25’e kadar yükseleceğini de test etti. Avrupa hisse senedi endeksleri, transatlantik bölgesel riskin yükselmesi sonucu satış baskısı yaşadı. Stoxx Europe 600, DAX ve CAC 40 bölgenin gösterge endekslerinde sert zirve konsolidasyonları gördü. ABD borsaları da dalgalı açılışlar gördü. Mevcut durum riskten kaçış davranışı geliştirirken korunan pozitif reel faiz ortamına ve tahvil verim eğrisinin kısa tarafta dikleşme göstermesine kıyasla güvenli liman varlıklara para girişinin devamına işaret etti. Avrupa’da ülke kredi risk primleri (CDS spread’leri) hafif bir genişleme eğilimi gösterdi. Bu durum, Avrupa devlet tahvillerine olan güvenin kısa vadede azaldığını gösteriyor; jeopolitik riskler yükseldikçe alım-satım marjlarının da genişlediğini belirtebiliriz. Döviz piyasalarında da açıklamalar asimetrik fiyatlamalara neden oldu.
Paralel olarak Ocak 2026’da enerji piyasaları da soğukla sınandı. Özellikle ABD’deki aşırı düşük sıcaklıklar hem yerel üretimi hem de küresel LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) piyasasındaki fiyatlamaları derinleştirdi. Ocak ayı başlarında ABD’nin kuzeydoğu ve orta batı bölgelerini hedef alan Arktik hava kütleleri, doğal gaz üretim tesislerinde teknik arızalar ve üretim kesintilerine yol açtı. EIA verilerine göre 3–11 Ocak arasında ABD doğalgaz üretimi günlük 6,4 milyar kübik feet geriledi. Bu da toplam üretimin yaklaşık %6’sına denk geliyor. Bu gelişmenin Henry Hub (ABD doğalgaz fiyat referansı) ve TTF (Avrupa doğalgaz fiyat referansı) üzerindeki etkisi simetrik olmadı. Henry Hub spot fiyatları %68 yükselirken, TTF kontratları Ocak ayında %32 prim yaptı. Bu farkın temel nedeni, LNG sevkiyatlarındaki tıkanma ve navlun kapasitesindeki daralma oldu. Bu durum, ABD iç piyasasında gaz arzını daraltarak spot fiyatları yaklaşık %70’e varan artışlarla yukarı itti. Bu artış sadece yerel bir olay olarak kalmadı. Çünkü ABD, 2025 ortalarından beri dünyanın en büyük LNG ihracatçısı konumunda bulunuyor ve Avrupa’nın gaz arzının büyük bir kısmını bu yolla karşılıyor. Bu durum, bölgesel arz şoklarının küresel fiyatlara hızlı şekilde yansımasına neden oldu. Küresel LNG ticaretinde ABD, 2025 ortasından itibaren en büyük ihracatçı konumuna yükselmişti. Ancak aşırı soğuk hava koşulları nedeniyle hem LNG sıvılaştırma terminallerinde hem de tanker yüklemelerinde operasyonel gecikmeler yaşandı. En ciddi etki, Freeport LNG ve Sabine Pass tesislerinde görüldü. MarineTraffic verilerine göre 7–21 Ocak arasında ABD çıkışlı LNG tankerlerinin Atlantik geçiş süresi ortalama 2,4 gün uzadı, bu da Avrupa’daki talep merkezlerine ulaşımı geciktirdi. Avrupa tarafında zaten mevsim normallerinin altına düşen sıcaklıklar nedeniyle doğalgaz talebi %14 yükselmişti. Ancak depolama seviyeleri %62 doluluk oranına gerileyerek 5 yıl ortalamasının %7 altında kaldı. TTF Şubat kontratları backwardation’a geçti. Navlun tarafında ise Baltic LNG Index, Ocak başından 25’ine kadar %22 artış gösterdi. Bu, hem taşıma maliyetlerinin hem de spot LNG fiyatlarının yukarı yönlü revize edilmesine neden oldu. Ek olarak, FSRU (Floating Storage Regasification Unit – yüzer gazlaştırma gemisi) kullanan Avrupa limanlarındaki kapasite daralması da yeniden gazlaştırma süreçlerini yavaşlattı. Son olarak Ocak ayında Almanya merkezli enerji ETF’lerine toplam 310 milyon dolar giriş yaşandı. Bu sermaye akışı, doğrudan fiyat artışına pozisyon alan piyasa katılımcılarının yanı sıra enerji arzında sistemik stres oluşabileceği beklentisini taşıyan aktörlerin de pozisyon aldığını gösteriyor. Avrupa Birliği, 2022 sonrası enerji portföyünü genişletirken, ABD’den yapılan LNG ithalatı, 2025 itibarıyla toplam LNG ithalatının yaklaşık %57’sini oluşturdu.
Ocak 2026, piyasalar için hem siyasi belirsizlik hem de enerji arz şoku açısından önemli testler sundu. Grönland krizi, transatlantik güven ve ticaret risk primlerini yukarı çekerken, LNG piyasasındaki soğuk hava etkisi enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde önemli dalgalanmalara neden oldu. Bu iki başlık, küresel ekonomik ve finansal ilişkilerin ne kadar birbirine bağlı olduğunu ve küçük şokların bile büyük piyasa tepkilerine dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne serer nitelikte.